HİCRET: ÇAĞLARI DEĞİŞTİREN KUTLU YÜRÜYÜŞ
16 Haziran 2026 Salı…
1 Muharrem 1447…
Yeni bir hicri yılın ilk günü…
Tam 1447 yıl önce bugün, insanlık tarihinin en büyük dönüşümlerinden biri başladı.
Bir gece vakti Mekke’den çıkan kutlu yolcular, sadece bir şehir değiştirmedi; tarihin akışını değiştirdi.
O yolculuğun adı Hicret’ti…
Hicret; sıradan bir göç değildir.
Hicret; imanın ayağa kalkışıdır.
Hicret; zulmün karşısında teslim olmayışıdır.
Hicret; karanlığın içinden doğan ilahî bir diriliştir.
Hz. Muhammed (s.a.v.) ve ashâbı Mekke’de yıllarca ağır baskılar altında yaşadı.
İşkence gördüler…
Aç bırakıldılar…
Mallarını kaybettiler…
Yurtlarından çıkarıldılar…
Fakat inançlarından ve davalarından asla vazgeçmediler.
Çünkü onlar biliyorlardı ki;
Hakikat uğruna çekilen her çile, rahmete açılan bir kapıdır.
Hicret bunun için bir kaçış değil, bir direnişti.
Bir geri çekiliş değil, büyük yürüyüşün başlangıcıydı.
Mekke’de sabır vardı…
Medine’de ise umut…
Mekke’de iman yetişti…
Medine’de medeniyet kuruldu.
Bir avuç inanmış insan, hicretle birlikte insanlığa yeni bir çağ açtı.
Kabileciliğin yerine kardeşliği,
Zulmün yerine adaleti,
Karanlığın yerine merhameti getirdiler…
Hicret; fedakârlığın adıdır.
Hicret; sadakatin adıdır.
Hicret; Allah için vazgeçebilmenin adıdır.
Muhacirler evlerini bıraktılar…
Ensar gönüllerini açtı…
İşte İslam medeniyeti böyle kuruldu.
Taşla değil; imanla…
Kılıçla değil; ahlakla…
Menfaatle değil; kardeşlikle…
Bugün hicri yılbaşı bize yalnızca yeni bir yılı haber vermiyor. Aynı zamanda yeni bir muhasebeye çağırıyor.
Geçen yılda ne kazandık?
Kalbimiz ne kadar güzelleşti?
Allah’a ne kadar yaklaştık?
Neleri terk ettik, nelere esir olduk?
Çünkü gerçek hicret sadece şehir değiştirmek değildir.
Gerçek hicret;
Günahtan uzaklaşmaktır.
Kibirden arınmaktır.
Zulmü ve haksızlığı terk etmektir.
Kul hakkından sakınmaktır.
Nefsin esaretini kırmaktır.
Nefsinden Rabbine doğru yürümektir.
Bugün dünya yeniden huzur arıyor…
İnsanlık yeniden merhamet arıyor…
Kalpler yeniden hakikat arıyor…
İşte böyle bir çağda hicret yeniden anlaşılmalıdır.
Hicret; yeniden diriliştir.
Hicret; özüne dönüş çağrısıdır.
Hicret; insanın kendinden Rabbine yaptığı yolculuktur.
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hicreti bize şunu öğretmektedir:
Allah için çıkılan hiçbir yol kaybolmaz.
Sabırla yürüyen hiçbir dava yenilmez.
İman varsa, karanlığın ardından mutlaka bir Medine doğar.
Bugün bizlere düşen görev;
Hicreti sadece anlatmak değil, yaşamaktır.
Kalbimizi kötülüklerden hicret ettirmek…
Hayatımızı Kur’an’ın ahlakıyla güzelleştirmek…
Kardeşliği yeniden diriltmek…
Mazlumun yanında, zalimin karşısında durabilmektir.
Yeni hicri yılın;
İslam âlemine birlik ve diriliş,
Mazlum coğrafyalara huzur ve adalet,
İnsanlığa vicdan ve merhamet,
Kalplerimize iman, umut ve bereket getirmesini diliyoruz.
Hicri yılımız mübarek olsun.
16.06.2026
Süleyman Yapıcı
Günışığı Gazetesi